Herkese merhaba,
Latigül “Evcil Hayvan Dostlarımız” köşesinin ilk konuğu olmanın gururuyla sizlerle 4 yıl evvel başlayan Maltese Terrier cinsi köpeğim “Erik Hanım” ın macerasını paylaşacağım.
Çok hayvan sevgisiyle büyümüş biri değilim esasında.. Her çocuk gibi evde balık, muhabbet kuşu, bahçedeki kedileri gizlice eve sokmaya çalışmaca ve sokamadan anında Annem tarafından enselenmece.. Bir tık daha gidersek pazardan civciv alma az büyüyüp kanatlar çıkmaya başlayıp tavuk olma yolunda ise iki çamaşır sepeti arasına balkonda bulgurla civciv bakmaca. İşte benim en büyük hayvan bakma maceralarım.. Çünkü benim Annem’de “evde hayvan bakılmaz ” diyenlerdendi.
Evde Köpek
Gün gelip okul bitip kendi evime çıktığımda hep eksik bir şey var diyordum ki o zaman ki sevgilim, şimdi ise eşimden bana tam destek geldi:) Eriği almak o dönem pek de kolay olmadı esasında. Bir çok endişelerim vardı.. En mühimi Başak burcuydum ve burcumun en baskın özelliği olan “Titizlik Temizlik “kısmını gayet iyi almıştım:) ve köpeklerin 6 ay boyunca kasları yetersiz oldukları için çişlerini tutamadıklarını öğrenmem açıkçası biraz ağırdan almama sebep olmuştu. Eriği aldığımız ilk günü dün gibi hatırlıyorum. Tam 45 günlüktü ve eşim gibi Bolu’luydu 🙂 O kadar küçüktü ki eve geldiği gün beyaz halıların içinde kaybolmuştu çünkü kar topuna benziyordu.. Cinsi Maltese Terrier’i idi. Köpek cinsleri hakkında pek de bilgim yoktu aslında o dönem. En iyi bildiğim tek cins tabiiki de Golden’dı:) Eriği almadan önce hemen hemen bütün köpek cinsleri hakkında araştırma yaptım ve Maltese Terrier’i alma kararımda ki en büyük etken öncelikle küçük ırk olmasıydı. Bu çok önemli bir etken bence eğer bahçeli bir evimiz yoksa ve evin içinde bakacaksak yaşadığımız evin konumu, alanı ve büyüklüğüne dikkat etmeliyiz diye düşünüyorum. Ben site içerisinde küçük bir evde yaşadığım ve tam zamanlı çalıştığım için çok havlamayan, Başak burcu olduğumdan mümkünse çok tüy dökmeyen 🙂 ve az masraflı olması sebebiyle Eriği aldım, iyi ki de almışım:) Adını Erik koydum çünkü ırkı Malteese Terrier’i idi. Bazıları bu ırka Malta Terrier’i de diyordu, “ayy ne güzel malta eriği gibi “diye diye en sevdiğim meyve de Erik olduğundan adı Erik kaldı. Gerçi cinsiyeti kız, adı Erik olunca herkes erkek sanıyor ama pek de sorun değil artık.
Erikle başlayan yeni hayatım elbette ki macera doluydu.. Beslenmesinden, temizliğine, oyunundan tuvalet eğitimine kadar bir çok komik olay yaşadık.. Hepsini paylaşmak isterdim ama konuk olduğumu unutmamam lazım 🙂 Bir kere hayvan sahiplendiğinizde bilmeniz gereken en önemli şey, aldığınız hayvanın sizin bir parçanız, onun da bir canı, duyguları ve tabiki de psikolojisi olduğunu unutmamak. Maltese terrier’i iyi bakıldığında ortalama 17-20 yıl arası yaşıyor bu yüzden ciddi bir sorumluluk yani eğer bir hayvan sahiplenecekseniz ister kedi ister köpek olsun sizin evinizde bir misafir değil evinizin bir ferdi olduğunu bundan sonra çocuğunuz gibi hayatınızı ona göre şekillendireceğinizi kabul etmekle işe başlamak gerekiyor.. Tatilinizi, iş programınızı hatta uyuma ve uyanma programlarınızı da ona göre planlıyorsunuz. Sosyal ve özel hayattan bahsetmiyorum bile:) Size normal bir günümün nasıl geçtiğini özetleyeyim çok kısa;sabah normal kalkış saatinden 1 saat erken kalkılıyor Erik hanım gezdiriliyor akşam iş çıkışı nereye gidilecek olursa olsun mutlaka önce eve geliniyor Erik hanım yedirilip içirilip vitaminleri verilip gezdiriliyor, her gezme sonrası patileri yıkanıyor ancak eve öyle girilebiliyor 🙂 Gece yatmadan önce tekrar tuvaleti için çıkılıyor tekrar patiler yıkanıyor ve bütün bunlar yazın sıcağında kışın karda buzda yağmurda yapılıyor 🙂 Kabul ediyorum zor bir iş fakat şunu söyleyebilirim ki, hayatımda hiç kimse beni gördüğü için bu kadar heyecanlanıp bu kadar sevinmiyor, kimse yolumu dört gözle beklemiyor ve kimse her yeni güne bu kadar mutlu başlamıyor. Eriği aldıktan sonra kendimde farkettiğim en önemli değişim daha az stresli olmam ve daha çok pozitif olmam diyebilirim.
Şu anda etrafımda bana herkesin sorduğu en önemli soru ise tabi ki de bir dünya klasiği ” Çocuk olunca ne yapacaksın? Kesin vereceksin Eriği değil mi ? ” Cevap veriyorum HAYIR kesinlikle vermeyeceğim. Bir köpeği bir anlık hevesle alıp, sonra çok büyüdü, aa çok tüy döküyormuş, çok zor bakımı gibi bahanelerle barınağa veya sokağa terk ettiğinizde sizi 15 sene unutmadığını biliyor muydunuz? Erik benim ailemden biri hatta benim ilk çocuğum. Nasıl ki çocuklarımızı büyüdüğünde “bu da çok büyüdü aman ne çok sorunu varmış “deyip sokağa terk etmiyorsak hayvanımızı da sudan bahanelerle büyük sözüme tövbe hiç bir yere göndermiyorum. Ayrıca bu konuda tüm veterinerler aynı şeyi söylüyor bir çocuğun yetişeceği en sağlıklı ev kedi veya köpek olan ev diye. Eriğin aldığı vitamin ve ilaç desteğini ben alsam hiç bir hastalığım kalmazdı 🙂 Onlar gayet sağlıklı ve hiç bir hastalıkları insana geçmiyor aksine bizim nezle veya gribimiz hayvanlara geçiyor bunu da yeri gelmişken paylaşmadan edemedim. Çocuğunuzun paylaşım ve sorumluluk duygusu gelişimlerinden bahsetmiyorum bile çünkü sizler benden daha iyi biliyorsunuz.
Erikten önce ve sonra diye iki hayatım var artık.. Elimden geldiğince sokak hayvanlarına yardım ediyor, Kadıköy Belediyesine bağlı Ataşehir hayvan barınağına hem maddi hem manevi yardımda bulunuyorum. Sizlere de mutlaka bir hayvan alacaksanız önce barınağa gitmenizi öneririm. Hepimizin tüm canlılarla birlikte sevgi ve saygıyla yaşayacağı bir dünya dileklerimle diyerek uzun yazımın sonuna geliyorum artık. Sevgili Ablam Latigül bilgisayarını işgal ettiğim için bana sesleniyor 🙂 Kendisine bana köşesinde yer ayırdığı için huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum.
Sevgi ve Saygılarımla;
Ela Özgerçek Eryılmaz